top of page

Dümdüz

Güncelleme tarihi: 6 Tem 2022

​​​​​​Zarife Açıkel'in kaleminden...



Ekrem Karaoğlu, akşam üzeri pamuk deposundan çıktı. Şoförü Abbas’la çarşıdaki Cafer’in Lokantasına yürüyerek geldi. Keyfi yerindeydi. Hesaplar tutuyor, işler yolunda gidiyordu. Söke’nin bir numaralı zengini KocaFeyzullah’ın tek varisi.

Ekrem Karaoğlu her zaman takım elbise giyer, kravat takar, değişik renklerde kasketler kullanırdı.Geçen ay Ankara’daki bir mağazadan almıştı başındaki gri renkliyi.Orta boylu bir adamdı. Artık saçları önlerden dökülmeye başlamıştı. Kendini bildi bileli babasının gözüne girmeye uğraştı.

​​Ekrem Bey önce bir şeyler atıştırdı. Dirseğini metal ayaklı formika masaya dayadı. Körüklü çizmeli sol ayağını sağın üzerine attı. Pencereden dışarı bakarken Hisar marka lüks sigarasını yaktı. Dumanlar yeşil boyalı mekanda yükselirken, zabıt katibi Hulki’nin Fikret’i getirmek üzere olduğunu düşündü. ”Fikret çulsuzu bakalım ne yapacak?” dedi içinden. Bir nefes daha çekti sigarasından. Abbas, Ekrem’in oturduğu masanın arka taraflarından hem mekanı hem de sokağı kolaçan ediyordu gözüyle.

​​Yan taraftaki masada oturan Kara Muharrem anladı Ekrem’in bir dolap çevirdiğini. Ekrem, Cafer’in lokantasına niye gelsindi? Geçen ay o masada olan pazarlıklar aklına geldi. Ekrem binlerce dönüm arazisine, Aksak Şevki’nin tarlalarını büyük karla eklemişti.

​​İşte Hulki, Fikret’i önüne katmış getiriyordu. Fikret, Ekremle aynı yaşta, uzun boylu güçlü kuvvetli bir adamdı. Hulki tesadüfmüş ayağıyla Ekrem’in masasına yaklaştı. Ekrem de masaya oturttu ikisini de. Dostane davrandı. Havadan sudan konuşurlarken dava vekili Hamdi de masadaki yerini aldı.

​​Hamdi’yle Hulki başladılar Ekrem’e yağ yakmaya. Üç ay kadar önce Ekrem anlaşmazlığa düştüğü kaymakamı siyasi tanıdıklarının yardımıyla ilçeden göndertmişti. Yoluna çıkanı deviriyordu . Kaymakamın durumuyla ilgili espiriler yapıp kahkahaları bastılar. Biraz da yeni kaymakamı çekiştirdiler.

Sigarasından nefes çekip kolunu kaldırdıkça Ekrem, sağ kemerinde takılı Smith Wesson’u fark ediliyordu. Fikret bir an ezildiğini duyumsadı bu ortamda nasıl, ne konuşacağını bilemedi. Sessiz kaldı. Masadan da kalkamadı. Laf döndü dolaştı Fikret’in tarlasına geldi. Otuz dönümlük bu küçük tarla Ekrem’in arazisinin arasında kalmıştı. Ekrem Karaoğlumasada işaret parmağı ile orta parmağına yürüme işareti yaptırarak, “traktörler arazide dümdüz gitmeli, dümdüz gelmeli “dedi.

Ekrem:- Kaç para istersin Fikret?

Fikret;sustu,sustu.

Ekrem ,Fikret’in gözüne baktı.” Gel, sat şu tarlayı bana” dedi.

Hulki: -Hazır dava vekilimiz de burda sözleşmeyi yazsın hemen.

Fikret: -Benim tarla satmaya hiç niyetim yok.

Hamdi çıkardığı boş kağıda çabucak 19 Kasım 1962 Pazartesi tarihini attı. Satış Akdi yazdı.

Fikret, yumruğunu sıktı. Bacağını kastı. Masadaki yeşil sessizliğin ardından aniden kalkıp, kapıya doğru fırladı.

Hulki seslendi “Fikret, Fikret!”

Ekrem, Hamdi ve Hulki Fikret’in ardından baktılar. Sonra birbirlerine bakıp sohbete bir şey olmamışçasına devam ettiler.

Cafer’in lokantasının karşı tarafında çınar ağacının arkasında Sarhoş Kerim Abbas’tan sıkıştır işaretini almıştı.

Fikret küfür ede ede, sinirle, öfkeyle bir sokak ilerledi. Yatsı vaktiydi. Etrafta tek tük insan vardı. Terzi Hasan’ın dükkanı önünde Kerim Fikret’e yetişti, önüne geçip sarhoş numarasıyla iteledi. Çelme takmaya çalıştı. Zaten çok sinirli olan Fikret, Kerim’i bir yumrukta yere serdi. Sarhoş Kerimyerden kalktı ama çetin cevize çattığını bilmiyordu. Fikret Kerim’e hokkalı birkaç tekme ve yumruk daha geçirdi. Kerim oyunu sürdürdü çok da canı yanmıştı ama Abbas’tan alacağı harçlığı gözünde canlandı. Fikret belaya çattığını anladı.Kerim gözdağı vermek için paçasından sustalıyı çekti. Etraftaüç beş adam toplanmaya başlamıştı.


Fikret’in yakasından tuttu.” Ulan ben adamın karısını, kızını dağa kaçırırım! “diyerek böğürdü. Fikret çılgına döndü. Karısı Zehra ve iki küçük kız çocuğu gözünün önüne geldi. Ceketinin sağ cebine elini attı. Nefes kadar yakın bir zamanda oluklu av bıçağı havada parladı. Önce Kerim’in kasığına sapladı, sonra karnına. Kerim yere yığıldı. Fikret’in eli ve bıçağı ılık kanlaboyandı. Kolu, bacağı zangır zangır titreyerek, koşarak kaçıyordu.Kalbinin sesi kulaklarında gümbürdüyordu. Dili dönmüyordu. Ağzı öyle kurudu ki yutkunamadı. Yüreği yanıyordu. Ya öldüyse Sarhoş Kerim. Kör ölür badem gözlü olurdu. Beş para etmez bir adam yüzünden hayatı bitmişti.Zehra ve iki kızı. Zehra ve iki kızı. Zehra. Zehra..

Sabaha karşı Jandarmalar anasının mezarı başında Fikret’i buldular. Teslim oldu.

Birkaç gün sonra dava vekili Hamdi ve Hulki Zehra’ya geçmiş olsuna gittiler. Ekrem Bey de çok üzülmüştü. Neyse ki Kerim ölmemişti. İnşallah yaşardı. Ağır yaralıydı. Yoksa Fikret çıkamazdı hapishaneden.Nasıl böyle bir hata yapmıştı Fikret, anlayamadıklarını söylediler.

Fikret’i İzmir Buca Cezaevine kapattılar. Olaydan iki ay sonra Zehra kamyona eşyalarını yüklediği gibi İzmir’de halasının oturduğu mahalleye taşındı. Böylece görüş günlerinde kocasını daha rahat görebilecekti.

​Malın vekaletini Zehra üzerine aldı.Şubat ayı başında, Kerim planladığı gibi otuz dönümlük bu tarlayı da ucuza kapattı.

​Şubat sonu traktörler, Ekrem Karaoğlu’nun arazisinde dümdüz gidip, dümdüz geliyordu. Dümdüz…

269 görüntüleme3 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

3 Comments


Selma Karakaya
Selma Karakaya
Jul 19, 2022

Çok güzel bir yazı. Hele sonuna kalbimi bıraktım 💙 böyle güzel bir kalbin kaleminden de ancak böyle güzel bir yazı dökülür 💙Siz yazın, biz okuyalım hocam💙

Like

Okurken heyecanla hep bir cümle sonrasını merak ederken buldum kendimi. Ustaca sunulmuş ince detaylar -sigara markası, takvimde görünen tarih ve daha birçok şey- ise yazarın ne kadar büyük bir özveriyle karakterleri oluşturduğunu göstermiş oldu bana. Bir yazar adayı olarak tek kelimeyle hayran kaldım. Kaleminize sağlık.

Like

acikelzarife
acikelzarife
Jul 05, 2022

Sevgili Duygu Özlem Yücel ve Yaratıcı Yazarlık ekibine teşekkürler. İlham perileri hep yanımızda.

Like
bottom of page